Can, Çanakkale’ye doğru yola çıktığında bunun sadece bir gezi olacağını sanıyordu. Oysa bazı yolculuklar insanı yeni mekânların yanı sıra yeni zamanlara da taşır.
Bir sınıf gezisiyle başlayan bu yolculuk, Can’ı tarihin en çetin günlerine, Çanakkale’nin siperlerine, kahramanlık ve fedakârlıkla yazılmış destanlarına götürür.
Yahya Çavuş’un direnişi, Seyit Onbaşı’nın insanüstü gücü, Kınalı Hasan’ın yürek burkan hikâyesi ve cephede su taşıyan Saka Mıstık’ın sessiz cesareti…
Can, bu toprakların sadece bir savaşın değil, inancın, vefanın ve insanlığın hikâyesini sakladığını keşfeder.
Geçmişle bugünün iç içe geçtiği bu etkileyici anlatı, okuyucuyu bir soruyla baş başa bırakıyor:
Bir milletin kaderini değiştiren o ruhu gerçekten anlayabilir miyiz?
ÇANAKKALE SADECE BİR ZAFER DEĞİL, HATIRLAMAMIZ GEREKEN BİR EMANETTİR.