Bu kitap, asırlardır birbirine mesafeli duran iki dünyanın arasında kurulmuş bir şahitlik köprüsüdür. Batı’nın şairleri, filozofları, tarihçileri ve düşünürleri; kimi hayranlıkla, kimi hayretle, kimi de itirazdan hakikate savrularak Hz. Peygamberi’i (s.a.v.) okudu, düşündü ve yazdı. Kimi zaman bir mısrada, kimi zaman felsefi bir çözümlemede, kimi zaman da tarihsel bir itirafta onun hakkını teslim etmek zorunda kaldılar.
Oryantalist karikatürlerin, ideolojik önyargıların ve siyasal gürültülerin ötesinde bu eser; Batı’nın kendi vicdanından, kaleminden ve aklından yükselen tanıklıkları bir araya getiriyor. Önde gelen Batılı isimlerin, Hz. Peygamber’e (s.a.v.) dair olumlu (ya da nispeten olumlu) değerlendirmeleri, ilk defa bu bütünlükte ve sistematik bir çerçevede sunuluyor. Ayrıca bazı önemli Arap asıllı Hıristiyanların Resulullah’a dair naatları da kitapta yer alıyor.
Bu kitap bir savunma değil, şahitliktir. Bir övgü metni değil, itiraflar toplamıdır. Batılı zihinlerin söylediği bir hakikat çağrısıdır. Çünkü bazı hakikatler, karşı cepheden söylendiğinde günümüz dünyasında daha sarsıcı, daha inandırıcı olabilmektedir. Evet Batı, Hz. Peygamber’i (s.a.v.) itiraf ediyor ve bu itiraf sadece geçmişe değil, bugünün dünyasına da yöneltilmiş güçlü bir sorudur.